Toplumsal yapı ve toplumsal ilişkiler

A. TOPLUMSAL YAPI VE TOPLUMSAL İLİŞKİLER

1. TOPLUMSAL YAPI

      Toplumsal yapı; bir toplumdaki grupları, kurumları, örgütleri ve bireyler arasındaki ilişkileri dile getirir. Karşılıklı ilişkiler grupların, gruplar ise kurum­ların oluşumunu sağlar. Toplumsal yapı, bireyler arası ilişkilerin ortaya çıkardı­ğı gruplar ve kurumların toplamından oluşan bir bütündür. Toplumsal yapının hem fiziksel hem de kültürel bir yanı bulunur.
        Zaman zaman toplumsal
yapının fiziki yanı, toplumun örgütlenme biçimi üzerinde etkili olur. Örneğin, dağlık bölgelerde dağınık köy tipi, düz ovalarda toplu köy tipi özellikleri görülür. Sosyolojik açıdan bunun önemi şudur: Her iki köy tipinde de bireyler arası ilişkiler, köydeki küçük gruplar, köylülerin ekonomik faaliyetleri önemli farklılıklar gösterir.
      Üzerinde yaşanılan coğrafi bölgenin özelliklerinden dolayı, ekonomik etkinlikler de değişir. Örneğin, Karadeniz bölgesinde balıkçılık, Doğu Anadolu bölgesinde hayvancılık gelişmiştir. Bir bölgedeki ekonomik etkinlikler, o bölgenin toplumsal yapısı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Hatta ekonomik uğraşılar diğer kurumlar üzerinde belirleyicidir. Örneğin, tarım ve hayvancılığın yapıldığı bir bölgede, geniş aile yapısı ortaya çıkar ve toplumsal ilişkiler samimi ve yüz yüzedir.

TOPLUMSAL YAPI VE NÜFUS İLİŞKİSİ
      Toplumun demografik (nüfus) özellikleri, toplumsal yapı ve ilişki biçim­lerinin belirlenmesinde etkilidir. Nüfusu az olan yerleşim yerlerinde daha sıcak, samimi ve yüz yüze ilişkiler görülürken fazla nüfusa sahip yerleşim yerlerinde ilişkiler, daha resmidir.
Genç nüfusun çoğunlukta olduğu bir toplumsal yapıda tüketici bireylerin, işsizlerin ve eğitimden en yüksek düzeyde yararlanmanın da­ha fazla olmasına neden olmaktadır. Bu durumunda toplumsal ve ekonomik ge­lişmeyi etkileyecektir.

TOPLUMSAL YAPI VE TABAKALAŞMA İLİŞKİSİ
        Toplumsal yapı, farklı toplumsal tabakaların bir arada bulunduğu bir bü­tündür.
Tabakaların oluşumunda toplumsal yapının ekonomik, eğitimsel, dinsel vb. özellikleri etkilidir. Bu anlamda, toplumsal yapının sahip olduğu özellikler, toplumdaki tabakalaşma biçimini belirler. Aynı zamanda, meydana gelen tabaka­laşma biçimi de toplumsal yapıyı etkileyen bir niteliğe sahiptir.

TOPLUMSAL YAPI VE DEĞİŞME İLİŞKİSİ
       Her toplumun kendine özgü bir yapısı vardır. Bu yapı içerisinde bütün ku­rumlar ve örgütlenmeler uyumlu bir değişim gösterir. Bazı kurum ve gruplar 'üzerlerine aldıkları işlevleri yerine getiremez duruma gelirse toplumsal uyum bozulur. Toplumsal uyumu bozan kurumlar yerine, uyum sağlayıcı ve toplumun ihtiyaç duyduğu yeni kurumlar ortaya çıkacaktır. Buna toplumsal değişme adı verilir.
       Maddi ve manevi kültürel özelliklerin bir arada bulunduğu toplum içeri­sinde maddi yapıda olan bir değişiklik manevi yapıyı da etkiler ve değiştirir. Maddi kültür özellikleri binalar, üretim araçları ve teknolojiyi; manevi kültür özellikleri de toplumdaki gelenek, görenek, ahlak ve hukuk vb. bütün kuralları ifade eder.
      En son teknoloji ile yapılmış bir arabayı kullanan bireyden nasıl giyinme­sini beklersiniz? Bir köyde, at arabasına binmiş bir köylünün giyim biçimi nasıl­dır? Maddi unsurlardaki değişim, manevi unsurları etkileyeceğine göre, ileri teknolojinin göstergesi olan arabayı kullanan bireyin şalvar, at arabası kullanan bireyin de takım elbise giymesini bekleyemeyiz. Toplumda feodal bir üretim bi­çimi varsa sözleşmeli işçilikten, dinsel hukuk uygulanıyorsa laik eğitimden bahsedemeyiz.
       Bir toplumda kullanılan teknoloji hızla değişse bile, bu değişimin gele­nek, görenek ve normlara yansıması çok daha yavaş gerçekleşir. Yukarıdaki ör­neklerde olduğu gibi, bazen maddi kültür unsurları hızla değiştiği halde manevi kültür unsurları daha yavaş değiştiği için otomobil kullanan bireyin trafik kural­larına uymadığını görmemiz olasıdır.
       Değişmeye rağmen toplum kendi sürekliliğim koruyan dinamik bir bütün­dür. Toplum bir taraftan değişirken diğer taraftan varlığını devam ettirir.

TOPLUMSAL YAPI VE TOPLUMSAL SİSTEM İLİŞKİSİ
       Amerikalı sosyolog
Talcot Parsons (1902-1979)? toplumu açıklamak için toplumsal sistem kavramını kullanmıştır.
      
Toplumsal sistem, bireylerin etkileşimleri sonucu ortaya çıkar. Toplum­sal sistemi oluşturan parçalar arasında işlevsel bir ilişki vardır. Örneğin, eğitim sistemi ekonomik sisteme nitelikli iş gücü sağladığından ekonomik sistem eğitim sistemine gereksinim duyar. Yine okullar, kendilerine öğrenci sağlayan kay­nak olması nedeniyle aileye gereksinim duyar. Bu yüzden, Parsons'a göre, top­lumda bulunan her kurum, üzerine almış olduğu görevi yerine getirirken aynı za­manda diğer kurumlar ile de işlevsel olarak sıkı bir bağlantı kurar. Her kurum bir diğerine ihtiyaç duyar. Toplumsal yapı ve toplumsal sistem kavramları toplu­mun kuruluş ve işleyiş mekanizmasını açıklamak için kullanılmaktadır.

2. Toplumsal İlişkiler
       Toplum konusunu işlerken toplumsal ilişkilerin toplumu meydana getiren en önemli öge olduğunu belirtmiştik. Toplumdaki bütün kurum, grup ve toplum­sal ilişki biçimlerinin insan-doğa ilişkisi ile insan-insan ilişkisinden doğduğunu artık biliyoruz. İnsan-doğa ilişkilerinden üretim faaliyetleri, insan-insan ilişkile­rinden ise toplumsal ilişkiler ortaya çıkar.
       İnsan, günlük yaşamında birtakım kurum ve grupların içinde faaliyetleri­ni sürdürür.
Günlük hayatta, insanlar veya gruplar arasında kurulan etkileşime toplumsal ilişki adı verilir.
       Her gün evde, okulda, iş yerinde, bakkalda, yolda değişik kişilerle türlü ilişkilerde bulunuruz. Bu ilişkilerden bir kısmı toplumsal nitelikte iken bazıları toplumsal nitelik taşımamaktadır.
       Toplumsal ilişkiler esnasında karşılıklı etkileşim sonucu ortaklaşa yapı­lan
davranış kalıpları oluşur. Çünkü bireylerin birbirleriyle girdikleri ilişkiler ve bir arada yaşama, birtakım kuralları ve bu kurallara uygun davranış kalıpla­rını ortaya çıkarır. Bu kurallar, bireyler üzerinde baskı kurarak onları ortak dav­ranışlara yöneltir. Davranış kalıplan, insanlar arasında düzenli olarak yinelenen hareketler sonucunda ortaya çıkan beklentileri oluşturur. Bireyler, nerede ve na­sıl davranacaklarını bu ilişkiler sonucu öğrenir ve uygularlar. Örneğin, yemek yerken uyulacak görgü kuralları, bireyler arası ilişkiler sonucu ortaya çıkmış bi­rer davranış kalıbıdır. Bu davranış kalıpları grup ve kurumların sürekliliğini sağlar.
       Toplumsal bir nitelik taşımayan ilişkiler ve davranışlar olabilir mi?
      Aynı odada kendi başlarına oyuncaklarıyla oynayan iki çocuk düşünün. Çocukların sırtları birbirlerine dönük. Her ikisi de kendi oyuncaklarına hevesle dalmış durumdayken birbirlerinin farkında değildirler. Aynı yerde olmalarına rağmen, birbirlerini ne sözle ne de davranışla etkilemektedirler. Bu durumda bir toplumsal ilişkiden bahsedemeyiz. Ancak, ne zaman bir çocuk diğerinin farkına varır ve davranışlarıyla onu etkilerse o zaman bir toplumsal ilişki başlıyor de­mektir.
O hâlde, toplumsal bir ilişkide olması_gereken özellikler nelerdir?

En az iki kişi arasında olması gereklidir. Kitap okurken, televizyon sey­rederken, ders çalışırken bir toplumsal ilişki kurulmuş olmaz.
• Toplumsal bir ilişkinin oluşması için iki kişinin olması da yeterli değildir. Bireyler birbirinden haberdar olmalıdır. Bu durum bireyler arasındaki ilişkiyi anlamlı kılar. Yukarıda verilen örnekte, bir odada oyun oynayan çocukları hatırlayın. Birlikte oynamaya başladıklarında artık aralarında bir toplumsal ilişki oluşmuş demektir.
• Toplumsal ilişki belli bir süre devam eder. Örneğin, okuldaki arkadaş­lık ilişkileri, okul süresince uzun bir zamanı kapsar. Ancak, karşıdan karşıya geçenler toplumsal bir ilişkide bulunmazlar. Çünkü sözle ya da davranışla da bir­birlerini etkilemezler.
Bireyler arasında bir etkileşim olması gerekir. Bu etkileşimi sağlayan . en önemli araç, dil ve davranışlardır. Etkileşimin karşılıklı gerçekleşmesi gere­kir. Tek taraflı bir etki, etkileşim sayılamaz. Örneğin, kaldırımda yürüyen bir in­sanın, çevreyi kirletmesinden (çöp atması, kağıt atması ve tükürmesi vb.) haber­dar olmamız durumunda ondan etkileniriz. Yalnız, bu etkiye karşı bir tepki ve­rilmezse etkileşim gerçekleşmemiş demektir.
Toplumsal ilişki, toplumsal grupların oluşmasını sağlayan bir süreçtir. Bi­reylerin birbiriyle girdikleri ilişkiler ortak davranışların oluşmasını sağlar. Böy­lece her birey nerede, nasıl davranacağım bu ilişkiler sayesinde öğrenir.

TOPLUMSAL İLİŞKİ TÜRLERİ

Toplumsal ilişkiler sınıflandırılırken farklı ölçütler kullanılmıştır. Birey sayısı, ilişkinin süresi ve niteliği göz önünde tutulduğu zaman farklı ilişki biçim­leri ortaya çıkar. Birey sayısına göre ilişki türleri temel olarak üçe ayrılır:

a. Birey - Birey ilişkisi: Sadece iki kişi arasındaki ilişkiyi dile getirir, ör­neğin, maaş kuyruğunda bekleyen iki kişi arasında başlangıçta hiçbir ilişki yok­ken, birbirleriyle tanışmaları sonucunda, aralarında bir yakınlaşma doğmuşsa toplumsal bir ilişki başlamış demektir.

b. Birey - Grup İlişkisi: Bir tek bireyin, grup ya da gruplarla girdiği ilişki biçimidir, Öğretmenin sınıftaki öğrencilerle ilişkisi, bu türden bir ilişki­dir.

c. Grup - Grup İlişkisi: İki farklı grubun birbiriyle kurduğu ilişkiyi ifa­de eder. İki komşunun birbirine gidip gelmesi, farklı çetelerin birbiriyle çatışma­sı grup - grup ilişkisine birer örnektir.

Toplumsal ilişkiler, sürelerine göre sınırlandırıldığında üçe ayrılır:

a. Kısa Süreli İlişkiler: Zaman bakımından kısa süren ilişkilerdir. Yol­culuk yaparken ya da marketten alışveriş yaparken kurduğumuz İlişkiler böy­ledir.

b. Uzun Süreli İlişkiler: Bu tür ilişkiler uzun sürelidir ve bazen insanın doğumundan ölümüne kadar sürebilir. Aile bireyleri arasındaki ilişkiler ya da köydeki ilişkiler bu türdendir.

c. Periyodik (devirli) İlişkiler: Bu ilişki, sadece yılın belli bir dönemin­de kurulur ve bir dahaki döneme kadar ortadan kalkar. Örneğin, dört yılda bir ya­pılan olimpiyatlar ya da bir şehirde her yıl kurulan fuarlar periyodik ilişkilere ör­nek gösterilebilir.

Son olarak toplumsal İlişkileri niteliklerine göre iki biçimdesınıflandırabiliriz:

a. Birincil İlişkiler: Yüzyüze gerçekleşen, duygusal boyutu yoğun ve sa­mimi ilişkileri ifade eder. Arkadaşlık ilişkileri, aile içi ilişkiler birincil nitelikte­dir.

b. İkincil İlişkiler: Birincil ilişkilerin tersine, resmî ve çıkara dayalı iliş­kiler ikincil ilişkiler olarak nitelendirilir. Kent toplumsal grubunda, derneklerde, sendikalarda kurulan ilişkiler bu niteliktedir.
      Bireyler bu tür ilişkilere, gruplar ve kurumlar içerisinde girerler. Bunları gerçekleştirirken birtakım statüler elde ederler ve bu statülere uygun davranış­ları yapmaları gerekir.

Yorum Yaz